Reklam

Toprağın beyaz ölümü: tuz

Toprağın beyaz ölümü: tuz
Reklam

Tarım arazilerinin sulanmasında hassas bir denge mevcuttur. Her zaman daha fazla suyun, daha fazla ürün manasına gelmediği, GAP sulama projesinde ortaya çıkan problemlerde bir defa daha görülmüştür. Kurak bölgelerde toprağa, ihtiyacından fazla su vermek, sulama suyunu gereğinden fazla kullanmak, verim artışına değil, probleme yol açmaktadır.

Tuz, hayatın devamlılığı açısın-dan çok enteresan ve hassas konumda bir bileşiktir. Suda çözünen tuz, iyonik özellik kazanır ve hücrenin hayatiyeti için önemli bir sistem olan sodyum-potasyum pompasının çalıştırılmasında ve vücudun iyon dengesinin korun-masında görev yapar. Tuz, bitki ve hayvanlardaki tuz dengesinin devam ettirilmesi açısından da çok önemlidir. Bu denge bozulup, bilhassa tarıma elverişli araziler, aşırı tuza maruz kaldığında, toprak çoraklaşır ve verimsiz hale gelir.

toprak4Sıcaklığın yüksek, yağışın az olduğu bölgelerde, toprak veri-minin artırılması maksadıyla bitki-lerin kontrolsüz bir şekilde aşırı sulanması, topraktaki tuz oranının artmasına ve aşırı tuzlanmaya sebep olur. Bu hadise şöyle ger-çekleşir: Toprakta yeraltına doğru ilerleyen su, seyahati sırasında geçirgenliği az olan bir toprak tabakasına rastlarsa, bu tabaka üzerinde birikmeye başlar. Böyle bir toprağın sulanmasına devam edildiği takdirde, yeraltında biriken suyun seviyesi yükselir. Buharlaşmaya ve bitkilerin kullanmasına bağlı olarak toprağın üst tabakasındaki nem azaldığında yer altı suyu, toprağın yapısındaki kılcal kanallar içinden geçerek, üst tabakaya hareket eder. Buna kılcal hareket denir. Bu esnada topraktaki ve yer altı suyu içindeki tuzlar da, toprağın üst kısımlarına taşınır. Jeolojik yapılardaki tuzun, suyun bu hareketiyle yukarıya doğru taşınması, toprağın tuzlanmasında ana faktör değildir. Aşırı tuzlanma için kritik faktör, sulama suyundaki tuz miktarıdır. Bir suyun sulama suyu olarak kullanılması için tuz miktarının en fazla 1000 ppm, yani binde bir oranında olması gerekir. Bundan daha fazla bir değer sulama için uygun değildir. İyi kalitede sulama suyu özelliğine sahip Fırat Nehri bile, her yıl yaklaşık bir hektarlık alana bir ton civarında eriyebilir tuz taşımaktadır. Suyla taşınan bu tuz, sulanan topraklarda doğrudan aşırı tuzlanmaya yol açmamak-tadır. Tuzlanmada başlıca belirle-yici faktörler, yer altı su tablasının yüksek olması, arazinin tabii hidrojeolojik özellikleri, toprağa fazla su verilmesi, yanlış ve gere-ğinden fazla gübre kullanılmasıdır.

toprak3Kurak ve sıcak yaz aylarında, suyun toprak yüzeyinden buhar-laşması hızlanır. Dolayısıyla top-rakta biriken tuz miktarı da artar. Her yıl sulama yapıldığında, üst topraktaki tuz birikimi giderek artar. Bunun neticesinde verimli tarım arazisi, yavaş yavaş tuzlu ve çorak bir araziye dönüşebilir. Ancak bol yağış alan bölgelerde bu tür tuzlanma hadisesi yaşanmaz. Çünkü bu bölgelerde toprak içinde tabii olarak bulunan tuzlar, yağmur suları ile akarsulara, yer altı sularına ve buradan da denizlere ve göllere taşınır.

Tarım arazilerinin sulanmasında hassas bir denge mevcuttur. Her zaman daha fazla suyun, daha fazla ürün manasına gelmediği, GAP sulama projesinde ortaya çıkan problemlerde bir defa daha görül-müştür. Kurak bölgelerde toprağa, ihtiyacından fazla su vermek, sulama suyunu gereğinden fazla kullanmak, verim artışına değil, probleme yol açmaktadır. Dolayısıyla “çok sulayayım çok ürünüm olsun” düşüncesi sağlıklı bir yaklaşım olmadığı gibi, dahası çok daha vahim neticelere sebep olmaktadır. Kâinatta her ölçekte geçerli olan denge ve azamî iktisat prensibinin, toprakların sulanmasında da geçerli olduğu açıkça görül-mektedir.

Dünya genelinde, her yıl yaklaşık 10 milyon hektar, başka bir deyişle Konya ilinin yüzölçü-münün yaklaşık 2,5 katı bir alan aşırı tuzlanma neticesi verimsiz topraklara dönüşmektedir. Yanlış sulama teknikleri ve aşırı kurak geçen mevsimlerden dolayı, ABD, Hindistan, Avustralya ve Türkiye gibi ülkelerin topraklarında, tuzlanma hadisesine daha çok rastlanmaktadır. Bu ülkelerde verimli tarım arazileri çölleşme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu kayıp aynı zamanda milyarlarca dolar zarar olarak ülke bütçelerine yansır.
Toprağın aşırı tuzlanması ve neticede çöle dönüşmesinde, bir başka sebep, mevcut orman alanlarının tahrip edilerek tarım arazisine dönüştürülmesidir. Ağaçların kesilmesiyle yıllar içinde çevrenin tabii dengesi bozulmuş, bunu dengesiz ve ölçüsüz sulamaya bağlı olarak, aşırı tuzlanma problemi takip etmiştir. Neticede başlangıçta ziraat için yok edilen ormanlık bölgenin ekolojik dengesi bozulmuş ve topraklar çorak ve işe yaramaz hale gelmiştir. Gelinen nokta itibariyle sadece Avustralya devletinin yıllık ziraî ürün kaybı, 130 milyon dolar olup, bu kayıp her yıl artarak devam etmektedir.

toprakToprakların aşırı tuzlanmasına bağlı olarak, büyük ölçeklerde verimli arazilerin çöle dönüş-tüğüne dair tarihî kayıtlar vardır. Mezopotamya olarak isimlendirilen Irak, Doğu Suriye ve Güneydoğu Anadolu üçgeni arasında kalan bölge, zamanında çok verimli toprakları ile önemli medeniyetlere beşiklik etmiştir. Günümüzde ise, bu verimli topraklar ne yazık ki önemli ölçüde çölleşmiş ve verimsizleşmiştir. Peki, nasıl oldu da bir zamanların çok verimli toprakları bugün büyük çöllere dönüştü? Yapılan araştırmalar bu alanların çölleşmesinin altında, toprağın aşırı tuzlanmasının yattığını ortaya koymuştur. Ülkemiz toprakları da bugün özellikle GAP bölgesinde bu tehditle karşı karşıyadır. Harran ovasının sulanmaya başlaması ile birlikte toprağın aşırı tuzlanması gündeme gelmiştir. Çok geç olmadan gerekli tedbirlerin alınarak güzel ve verimli topraklarımızın çölleş-mesinin önüne geçilmelidir.

Çözüm nedir?
Geçmişten bugüne, bu probleme karşı alınan en önemli tedbir, kurak ve yarı kurak iklime sahip bölgelerde sulamaya açılacak arazilerde drenaj sisteminin kurulmasıdır. Bu sistem, toprak altı drenaj borularının döşenmesi şeklinde olabileceği gibi, açık drenaj kanalları şeklinde de olabilir. Sulama suyunun fazlası ile topraktaki tuz bu sistemler sayesinde uzaklaştırılır. Ayrı bir tedbir olarak, yıllara göre ürün değişikliği yaparak aşırı su istemeyen bitkiler yetiştirmek, tuzlanmanın önüne geçmek için gereken bir diğer yoldur. Mahsulün sulanmasında damlama ve yağ-murlama sistemlerinin kullanıl-ması tuzlanmanın oluşmasını azaltacak önemli bir uygulama biçi-midir. Bilhassa sıcak bölgelerdeki tuzlanmayı tetikleyen buharlaşmayı azaltmak için sulama işlemlerinin akşamları yapılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü akşamları sıcaklık düşeceğinden buhar-laşma gündüze göre daha az olur. Buharlaşmanın aşırı seviyelere çıktığı yaz aylarında, tarım arazileri boş bırakılmamalı, yoğun bitki örtüsü ile kaplanacak şekilde yem bitkileri gibi ürünlerin ekimi yapılmalıdır. Aşırı tuzlanmanın azaltılma-sında bir diğer önemli husus da, tarım sektöründe istihdam edilen insanların eğitilmesidir. Hangi bitki nasıl sulanır, ne kadar su gerekir, suyun tuz oranı en fazla ne olmalıdır gibi soruların cevapları verilmeli ve gereksiz sulamadan kaçınılmalıdır. Bu tedbirler, hem aşırı tuzlanmayı azaltacak hem de üretilen bitkiden azami faydalanılmasını temin edecektir. toprak1
Topraktaki aşırı tuzlanmayı azaltacak bir başka tedbir ise bu bölgelerde tuza dayanıklı bitki yetiştirmektir. Bitkinin hayatını devam ettirmesi ile tuzluluk arasında esasen biyolojik bir uyumsuzluk yoktur. Deniz suyunda yetişen bitkiler de vardır. Önemli olan doğru ürünü seçmektir. Tahıllar (buğday, mısır, arpa) tuz yoğunluğuna toleranslı değillerdir. Bunun yerine şeker pancarı, pamuk, üzüm, ayçiçeği, yonca gibi ürünleri tercih etmek topraktaki tuzun azalmasına yol açacaktır. Oluşan tuzlanmanın giderilmesi ve toprağın ıslahı için ise tuz oranı düşük su ile toprak yıkanmalıdır. Burada önemli olan, iyi bir drenaj sisteminin var olması ve yıkama işleminin belli sınırlara uyularak gerçekleştirilmesidir.

Bütün bu tedbirleri uygulamaya koyabilirsek, dünyamızda tarıma elverişli toprakların aşırı tuzlanmaya bağlı çölleşmesini ve beyaz ölümü engelleme fırsatını elde ederiz. Ekosisteme bütüncül bakmayı, her biri başlı başına birer nimet olan suyun da, tuzun da ancak denge içinde kullanıldığında işe yaradığını bilirsek, hem gelecek nesillerden emanet olarak aldığımız dünyayı daha yeşil, daha verimli ve daha yaşanılabilir bir halde onlara teslim ederiz, hem de zirai ürün sıkıntısı çekmemiş oluruz.

toprak2
Kaynaklar:
Murphy J, Salinity our silent disaster.
Kwiatowsky J 1998. Salinity Classification, Mapping and Management in Alberta.
Diamond J, Çöküş: Topraktaki Tuz
Terry R 1997. Soil Salinity.

ekolojimagazin.com

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ