Reklam

Üretici bile fındığa hasret kaldı

Üretici bile fındığa hasret kaldı
Reklam

Karadeniz’de 1 Ağustos itibariyle 2016 yılı fındık hasadı için bahçeye giren üretici rekoltede hayal kırıklığı yaşadı.
Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından açıklanan fındıkta 468 bin ton rekoltenin çok daha altında bir rekolte beklendiğini belirterek, “Fındık üreticisi büyük bir ürün kaybıyla karşı karşıya. Geçen yıla oranla 10’da bir oranında ürün bulunuyor” dedi.
1 Ağustos’tan itibaren hasada başlayan üreticilerin bahçede fındık arar olduğunu kaydeden Karan, “Üretici soğlama yapar gibi fındık toplamaya çalışıyor. Fındıkta hasat çok kısa sürdü, çuvala giren fındık emek dahi korumadı. Üreticilerimiz bu yıl fındık olmadığını ifade etmektedir. Çok kötü bir hasat dönemi geçirdiklerini belirten üreticilerimiz, geçen yıl en az bir ton fındık topladıkları bahçelerde bu yıl 100 kilonun altında fındık çıktığını söylemektedir. Haziran ayının sona kadar görülen fındıktan eser kalmadığını aktaran üreticilerimiz, ürünün buharlaşıp kayıp olduğunu, bu yıl harmanların boş kaldığını kaydetmekte. Şu günlerde fındık harmanları dolup taşması gerekirken çimen bağladığını söyleyen üreticilerimiz ‘bu yıl biz fındığa, fındık bize hasret’ diyor” ifadelerini kullandı.

“Olmayan fındıkta fiyat beklentisi büyük”
Birçok üreticinin erkenden hasadını tamamlayarak olan fındığını çuvalladığını vurgulayan Karan, “Pazara bir kilo fındık inmiyor. Fındıkta bu yıl fiyat beklentisi çok büyük. Şu anda 12 lira civarında işlem gören fındık fiyatına kimse kulak dahi vermek istemiyor. Üretici bu fiyatı beğenmiyor. Şimdiden telaffuz edilen rakamlar oldukça yüksek diyebiliriz. Üretici bu yıl az olan ürünün iyi bir fiyattan paraya çevirmek istiyor. Zaten başka türlü de maliyetini dahi karşılayacak gibi görünmüyor. Bazı kesimler tarafından fındık fiyatlarının 15 lirayı çok rahat göreceği, bunun üzerindeki rakamları hiç kimsenin kestiremeyeceğini ifade edilmeye başlanıldı. Bu sezon fındık fiyatını üretici kendi belirleyecek çünkü güç onların elinde. Bir kilo fındık altın kadar değerli” şeklinde konuştu.

“Tekelci firmalar fındık fiyatında baskı oluşturma peşinde”
Tekelci firmaların fındık manavlarına baskı yaparak fiyatın çıkmasını engellemeye çalıştıklarını belirten Karan, “Ne yaparlarsa yapsınlar, ne kadar baskı kurmaya çalışırlarsa çalışsınlar. Sezon başında dillendirdikleri onlara göre 150 bin ton bize göre yarısı kadar var veya yok olan geçen sezondan stok iki aylık ihtiyaçlarına yetmez. Üretici geçen yıldan boyunu ölçüsünü aldı. Şuna inanıyoruz ki, çok acil ihtiyacı olmayanlar hariç, üreticinin kafasındaki fiyat oluşmadan ne pazara ne bir kilo fındık iner, nede bir kilo fındık emanete bırakılır” diye konuştu

“Rekolte tespiti Temmuz ayında yapılmalıdır”
“Bundan sonraki yıllarda rekolte tespit çalışmasının Temmuz ayında yapılması gerekir” diyen Karan, “Mevsimsel değişiklikler ve son birkaç yıldır ürünümüze musallat olan küllenme hastalığı rekolte tespitinde yanılmalara neden olmaktadır. Bu yıl Haziran ayında yapılan rekolte tespitinden örnek verecek olursak, yapılan tespitin ardından fındıkta büyük dökülme meydana geldi. Rekolte tespitinin en sağlıklı bir şekilde yapılması için bundan sonraki yıllarda Temmuz ayını öneriyoruz. Çünkü küllenme hastalığı fındıkta kayıplara yol açmakta ve hastalığa bağlı olarak en fazla dökülme Haziran ayında gözükmektedir” dedi.

ÜRETİCİNİN BAŞI DERTTE

Fındık üretiminin emeği ve umudu yoğun bir süreç olduğunu, Karadeniz’in sarp yamaçlarında doğaya inat bir kapışmayla yapılan hasadın sadece üreticiler açısından değil tüm Karadeniz’deki her bir birey için umut niteliğini taşıdığını belirten Kahraman, bu yıl fındıkta spekülasyonların önüne geçmek için rekoltenin tek merkezden açıklandığına dikkat çekti. Rekolte tahmininin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 468 bin ton kabuklu olarak tahmin edildiğini ifade eden Kahraman, küllenme hastalığının kalite ve verimliliğe darbe vurduğunu belirtti. Kahraman, “Üretim aşamasındaki sorunlar ciddiye alınmak durumundadır. Bugün küllenme adıyla anılan zararlı yüzünden kalite ve verimlilik ciddi anlamada zarar görürken orta ve uzun vadede fındık bahçeleri kurumakta ve telafisi mümkün olmayan bir noktaya doğru gidilmektedir. Fındık bahçelerindeki zararlı hastalıklara ilişkin etkin ve sürekli zirai mücadele edilmesi gerekliliği artık tüm kesimlerin mutabakatla kabul ettiği bir konudur” dedi.

”Klasik AB pazarından çıkamadık”
Klasik AB pazarına bağımlılığın devam ettiğini de belirten Kahraman, şu görüşlere yer verdi: “Oysa daha yeni ve büyük pazarlara erişebilme ve bu pazarlara katma değeri yüksek ürünler satmak gibi çok arzu ettiğimiz bir sonuç yaşamalıydık. Ar-Ge ve Ür-Ge‘ye dayalı, tam rekabet şartlarında atıl kapasite hastalığından kurtulmayı başarmış bir sektör hayal etmekteyiz. Bu anlamda yatırımcıların önünü açacak ve tedirginlik bırakmayacak uygulamalara ihtiyaç vardır. Bu konuda yapısal anlamda çeşitli adımlar atılmakta olup, orta vadede bu iyileştirmelerin sektörümüze yansıyacağını umuyoruz.”

“Fındığın üretim ve ticaretini yapanlar standart olmalıdır”
Haksız ve eksik rekabet şartlarının devam ettiğini de ifade eden Kahraman, fındık üretimi ve ticaretini yapanların belirlenmiş asgari bir takım şartları taşıması ve bu şartların sürdürebilir olması gerektiğine dikkat çekti. Kahraman, “Üretim için asgari işletme büyüklüğü, bilimsel üretim ve hasat metotları söz konusu olmalıyken fındık ticaretini yapanların da belli standartlara sahip olması gerekmektedir. Bu konuyla ilgili olarak da oldukça ciddi yapısal çalışmaların olduğunu bilmekte ve uygulamada karşılığını hemen bulmasını ummaktayız” diye konuştu.

“Sektör temsilcileri popülizm yapmamalıdır”
Kahraman açıklamasını şöyle tamamladı: “Fındık bizim için vazgeçilmesi ve alternatifleri düşünülmesi imkansız bir üründür. Fındık bu coğrafya için ekolojik olarak en uygun bitki olmasının yanında, üretim ve ticareti büyük oranda örf ve adet haline gelmiş bir yaşam şeklidir. Bu algı içerisinde sektörün her aşamada tam kurumsallığa ve kimliğe kavuşması artık kaçınılmazdır. Sektör temsilcilerinin popülizm içinde değil sorumluluk içinde davranmaları gerektiğini her fırsatta söyledik. Birlikte akıl ve iş üretmek zorundayız.”

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ